05 Kasım 2007 Pazartesi
VECİZ SÖZLER
İnsan Hayatına Yön Verecek
VECİZ SÖZLER
Hayatın Gerçekleri
“Bu kitapçık: şu dünyaya bir memur ve bir misafir olarak gönderilen insanın yapması gereken hareketleri ve bilmesi gereken doğruları veciz bir şekilde ifade eder.”
Müellif
Selahattin ALTINTAŞ
2008
ÖNSÖZ
Bismillahirrahmanirrahim.
Elhamdülillahirabbilalemin, vessaletü vesselamu alâ seyyidine Muhammedin ve ale elihi ve ashabihi ecmain.
Dünyada bazı değişmez gerçekler vardır: ateşin yakması, dünyanın dönmesi, suyun sıfır derecede donması veya yüz derecede kaynaması gibi. Halbuki bizler “Acaba bunlar doğru mu?” diye araştırmamışızdır. Bunları kimin tespit edip söylediğini de bilmeyiz. Amma, öyle olduğunda da şüphemiz yoktur. Çünkü öyledir.
Aynen bunun gibi; elinizde bulunan bu kitapçıkta uzun tefekkürler neticesi tespit edilen hakikatler yer almaktadır. Bu hakikatler herkes için geçerli olup, çevremizde olan veya başımıza gelen olaylar tarafından her zaman tasdik edilmektedirler. Daha önce hiçbir kitapta yayınlanmamış ve hiçbir kitaptan alınmamış -birkaç ayet, hadis-i şerif ve birkaç söz hariç-tamamen telif olan bu cümleler, kuvvetlerini müellifinden değil, gerçek hayattan almaktadırlar. Sözler fıtri olarak geliş ve inkişaf ediş sırasına göre yazılmışlardır.
Rabbimiz bu hakikatleri anlayıp, neşretmeyi nasip ettiği gibi, istifade edilmesini de nasip etsin, amin.
Selahattin ALTINTAŞ
selahattin.altintas@hotmail.com
HAYATIN GERÇEKLERİ
Gaye-i hayâl olmazsa, ezhan enelere döner. R.Nur.
İZAH: İnsanların ve toplumun hedefleri, gayeleri olmalıdır ki; akılları ile, fikirleri ile, bütün duygu ve düşünceleri ile o gaye için çalışsınlar. Aksi takdirde kendi istek, arzu ve menfaatlerini gaye edinirler. Herkesin kendi menfaatinden başka bir şey düşünmediği bir toplumda ise, her türlü kötülük ortaya çıkar
***
Bu kalbe fani hiçbir şeyin girmeye liyâkati yoktur. Bütün mevcudatı muhabbetullaha vesile olan ayine oldukları esma hesabına sevebilirsin.
İZAH: Her insanın kalbine büyük bir sevgi konulmuştur ki, onunla Allah’ı sevsin. Bu sevgiyle bir kişiyi veya bir şeyi, Allah’ı hatırına getirmeksizin severse, bu sevmesi gayri meşru olur ve cezasını da çeker. Hem de o sevdiği şeyin eliyle. Ekser aşıkların ağlamalarının sebebi budur. Birisi bir şeyi severse; ya güzel olduğu için, ya onda hoşuna giden nimetler olduğu veya ondaki mükemmelliklerden dolayı sever. Halbuki bunlar o şeylerin kendi malları değildir. O güzellik ve kemalât tamamen Allah’a aittir ve O’nun isimlerinin tecellileridir. Öyleyse; bir şeyi Allah’ ın eseri, Allah’ın san’atı, Allah’ın nimeti olarak istediğin kadar sevebilirsin. Yoksa, o şeyi doğrudan doğruya, Allah’ı hatıra getirmeksizin sevmek yasaktır ve böyle bir sevgi, sahibini daima azap ve elemler içinde bırakır.
***
Gayelerin en yükseği, Rıza-i İlahiyi kazanmak için çalışmaktır.
***
Her bir sünnet-i seniyye: Onunla ilgili istikametli hareketi gösterir ve nefsin ifrat ve tefrit şeklinde olan yanlış hareketleri yapmasını önler ; Onun hakkını verir, haddini tecavüz ettirmez. Bunun için, nefse en zor gelen hareketler, sünnet-i seniyyeye uygun olan hareketlerdir.
***
Yeme - içmede şimdiden sünnet-i seniyyeye uy ki, ileride perhize mecbur kalmayasın.
***
Nefse muhalefet etmeden feyiz bekleme ! (Belki o feyizler; halis bir niyet ile, dünyadan ve huzuzat-ı nefsaniyeden tecerrüt vesilesiyle o feyizler gelebilir. R. Nur.)
***
Dünya için yaratılmamışsın. Öyleyse, dünyayı elde edeceğim diye boşuna çırpınma! Başkalara muhtaç olmamak için çalış!
***
Bir adam nefsine hakimse, o adam esaret altına alınamaz.
***
Günde üç öğün dahil olmak üzere çok yemenin zararı, az yemenin faydası saymakla bitmez. Yani, sünnet-i seniyye miktarı yemeli.
***
Nefse muhalefet eden aziz, itaat eden zelil olur!
***
Hikmet, boş midelere su gibi akar.
Hadis-i Şerif
***
Az yiyenin dilinden hikmetler dökülür.
***
Günde üç öğün doyuncaya kadar yersem, latifelerim uykuya dalıyor; adeta yaşamakta olduğumu hissedemiyorum.
***
İnsanlar arasında madde önemli oldukça, onlarda insanî haller görülmez. İnsanlar insanlıktan çıkarlar.(Sukut ederler.)
***
Hakiki insanlık; ancak, iman ve İslamiyet ile mümkündür.
***
Bir kişide uzun emel varsa, onda insanî vasıflar aranmaz.
***
İnsanî vasıflar; kanaatkâr olup, uzun emelleri terk ettikten sonra inkişafa başlar.
***
Sureten insan görünen herkes insan değildir.
(İnsan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana inkılap eder. R.Nur.)
***
Uzun emel taşımaktan, çok yemekten, en küçük bir şey de olsa muhabbetini kalbe koymaktan, sabah namazından sonra yatmaktan sakın !
***
Nefse ait lezzetler terk edilmeden, ruha ait lezzetlere ulaşılamaz.
***
Nefsiyle barışık olan, onun ne büyük bir düşman olduğundan haberi yoktur. O, seni on dakika uyutur, sonra dayanılmaz sıkıntılara düçar eder.
***
Sen kulluğun gereğini yap; neticesi ‘iyi mi olur, kötü mü?’ diye düşünme! Sana düşen itaattir.
***
Her hayrı Allah’tan bilmek, kişiyi aziz; sebeplerden bilmek, zelil eder.
***
Allah’a itaat eden, aziz; nefsine itaat eden zelil olur.
***
Yâ Allah’a itaat edeceksin ya da nefsine; Cennet ve Cehennemin ortası yok.
***
Faaliyet aynı lezzettir.
İzah: Herhangi bir hareket bir kabiliyetin bilkuvveden bil fiile çıkması demektir. Bu bir kanundur ki, her kabiliyet kuvveden fiile çıkarken sahibine zevk verir. Çocukların oyun oynamaktan aldıkları zevk te, büyüklerin araba sürmekten aldıkları zevkler de, hep kabiliyetlerinin fiiliyata çıkmasından aldıkları zevktir. Gerek iş yaparken, gerek her türlü oyun oynarken zevk almanın sebebi budur Dolayısıyla her bir hareket, sahibine zevk verir. Çünkü, her bir hareket bir kabiliyetin kuvveden fiile çıkmasıdır. Öyleyse, nerede bir hareket varsa orada mutlaka bir zevk vardır denebilir.
***
Dünyaya ihtiyaçlarımı karşılamak için gelmedim. İhtiyaçlarım, vesile-i imtihan ve daha birçok hikmete binaen verilmiştir.
***
Müşteri aynı nimettir. Şükrünü eda et ki, çoğalsın.
***
İkram etmeden ulu kişi olunmaz; kanaatkâr olmayan ikram edici olamaz; uzun emelli, hırs ve tama sahibi kanaatkâr olamaz.
***
Sabırlı olmayan bir kişi, kâmil ve olgun bir insan olamaz. Sabır olmadan kemâle ulaşılamaz.
***
Bu alemde en büyük hakikat “La ilâhe illallah” hakikatidir.
***
Nefis, Allah’a kulluk yapmaya manidir.
***
Elindekilerin kıymetini bil!
İZAH: Şu anda sahibi olduğun nimetlere bak! Onları saymakla bitiremezsin. Öyleyse, onlar için şükret! Sende olmayan, fakat başkaların sahip olduğu nimetlere bakarak şükrü bırakıp, şikayet ederek nankörlük etme!
***
Nefsine bin, üşenme!
İZAH: İyi şeyleri yapmak nefse zor gelir. Ona zor geliyor diye o şeyleri yapmaktan vazgeçme!
***
İnsan hayatında ye’se (ümitsizliğe) yer yoktur.
***
Başkaların kusurlarını öğrenme ki, onları sevebilesin.
***
Kişilerin kabiliyetlerini inkişaf ettirecek şekilde hareket etmelidir.
***
Aç iken sana öyle alemler açılır ki, tok iken onların varlığından haberin bile olmaz. Onları hayâl bile edemezsin.
***
Açlık öyle bir cevherdir ki, Allah (cc) onu sevdiği kullarına verir.
Hadis-i şerif
***
İşimiz; Allah’a itaat, nefse muhalefettir.
***
Sizin dostunuz; Allah (cc),O’nun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rûku eden mü’minlerdir.
Maide suresi 55
***
Hergün hergün üç öğün yediğin leziz yemekleri ve içine yattığın yumuşak döşekleri kendin için hayırlı sanma! Bunlar ahir zaman fitnelerindendir.(Bir gün peygamberimiz s.a.v.’in altına yumuşak bir döşek serildi de o gece teheccüd namazına kalkmakta zorlandı. Bunun için derhal o döşeği kaldırttı.)
***
Açlıkla uyanan latifeler kâinat bostanındaki kendilerine mahsus çiçeklerden istifade etmek için faaliyete geçerler. Sen mideni doldurunca tekrar uykuya dalarlar.
***
Eğer bütün insanlar (küfre meyl edip) tek bir ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı; Rahman olan Allah’ı inkar edenlerin; tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerinde kurulacakları koltukları gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi dünya hayatının geçimliğidir.
Zuhruf suresi 33-35
***
Rahman olan Allah’ı anmayı görmemezlikten gelene yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz. Şüphesiz onlar, bunları yoldan alıkorlar. Bunlar da doğru yola eriştiklerini sanırlar.
Zuhruf suresi 36-37
***
Hırs insanı kör eder.
İZAH: Hırslı insan elde etmek istediği şey için her şeyi feda eder; onu kazanacağım derken neleri kaybettiğini göremez.
***
Rahat etmek için çalışma! Zira rahatlık insan fıtratına zıttır.
***
Yüce Allah (cc) peygamberlerin ellerine verdiği mucizelerle esbabı ve tabiat kanunlarını tesiri hakikiden azletmiştir.
(Adem a.s. ve İsa a.s.’ın babasız dünyaya gelmesi, İbrahim a.s.’ı ateşin yakmaması, peygamberimiz s.a.v.’in bir duası ile bir hafta yağmur yağması ve tekrar dua etmesiyle durması gibi. Yani: çocuğun dünyaya gelmesinde anne- baba sadece bir sebeptir; meyvenin meydana gelmesinde ağaç sadece bir sebeptir; yağmurun yağmasında bulut sadece bir sebeptir ve ateş te ancak Allah’ın izniyle yakar, yoksa yakamaz ve hakeza…)
***
Cenab-ı Hak bir kulunu sevdi mi; yâ.. onu dünyaya küstürür, ya da dünyayı ona. R.Nur
***
İlim meclislerinde aradım kıldım talep. İlim geride kaldı; illa edep, illa edep.
Atasözü
***
Sıkıntı çekmeyişimiz, rahat içinde olmamız hakkımızda hayır değil. Firavun’un 400 sene başının dahi ağrımaması onun hakkında hayır olmadığı gibi. Kâmil insanların sıkıntıları kesilince “aman ne hata ettik” diye endişe etmeleri sıkıntı onların gıdası olmasındandır.
***
Sıkıntılar insanı olgunlaştırır, ciddi ve vakarlı olmasını sağlar.
***
Hayatın şakası yoktur. Şeriat-ı fıtriyeye de (tabiattaki kanunlara) azami derecede itaat etmeye mecburuz.
***
İşin ehli olmayanlar laçkalığa sebep olur.
***
Yüzü dünyaya dönük olan insan, nasıl kanaatkâr olacak !
***
Gayr-i meşru yoldaki o cüz-i lezzet, oltaya takılan yem gibidir. Aç olan balık o yemi yemeye kalkarsa kendisini helâk eder. Sen de haramlardaki o az bir lezzet için haramlara girersen dünya ve ahiretini mahvedersin.
***
Başarının, kalkınmanın, ilerlemenin sırrı; insanları kabiliyetlerine uygun ve yapabilecekleri işlerde çalıştırmaktır.
***
İnsanlar ebedi saadeti kazanmak için dünyaya gelmişlerdir. Şimdi ise dünya hayatını kazanmak için çalışmaktadırlar. Ahiret yerine dünya hayatı medar-ı nazardır.
***
Maddi ve manevi nimetlere kavuşmanın yolu sebeplere yapışmaktır. Elma nimetini isteyen elma ağacı dikmeli, çocuk nimetini isteyen evlenmeli, manevi nimetlere mazhar olmak isteyen de büyük zatların ellerini tutmalıdır.
***
Zevk ehl-i imana, elem ehl-i küfredir. Ehl-i iman nihayetsiz nimetlere, ehl-i küfür nihayetsiz elemlere daha dünyada iken mazhardır.
***
Bütün problem Cenab-ı Hakk’ın mülkünü sahiplenmekten kaynaklanıyor. Mülkü sahibine teslim et! Mülk O’nundur, tasarruf eden de O’dur. ‘Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler’ de ve dünyanın kederini bırak, sefasını sür.
***
Sebepler, istenen nimetlerin musluklarıdır. Öyleyse, hangi şeyi elde etmek istiyorsan onun gereği olan sebepleri yerine getir.
***
Cenab-ı Hak nefse (nefs-i emare), nefiste Cenab-ı Hakk’a düşmandır. Cenab-ı Hakk’ın emir ve yasakları, verdiği belâ, musibet ve hastalıklar nefse indirilen birer darbe gibidir. Bu gibi şeylerle nefis her darbe yiyişte Cenab-ı Hakk’a olan düşmanlığı biraz daha artar. Sen, Cenab-ı Hakk’ın düşmanı olan nefsine düşman olursan, o her darbe yiyişte sen mesrur olursun. Eğer sen, nefsine dost olursan, o zaman onunla beraber sen de Cenab-ı Hakk’a düşman olursun ve düşmanlığın da gittikçe artar. Kâfirin Allah’ın düşmanı olması bundandır.
***
Bütün nimetler Cenab-ı Hak’tandır. Ancak sebeplerle verir. Öyleyse, sebeplere yapışmadan nimetleri bekleme!
***
Az yemek, bütün büyük zatların ortak özelliğidir.
***
Kısacık dünya hayatındaki rahatın için bu kadar zahmetlere katlanıyorsun da, niçin ebedi hayatındaki rahatın için az bir zahmete katlanmıyorsun!
***
Sıkıntıların sebebi: İbadetsizlik yüzünden ruhun aç kalmasıdır. İbadet ruhun gıdasıdır.
***
Ey insan ! Rahat etmeyi aklından çıkar! Zira buna ne dünya müsait, ne de senin fıtratın.
***
Bineğimiz olan vücudumuzun ihtiyaçları, bakımı, tedavisi bizi o kadar meşgul ediyor ki; ona binip, yapmamız gereken işler olduğunu düşünemiyoruz bile !
***
Aydınlatılmayan her yer karanlıktır.
İZAH: Karanlık için yeni bir şey yapmaya gerek yoktur. Işık yoksa karanlık otomatik gelir. İlim de öyledir. İlim için çalışmak gerekir, amma ilminiz yoksa otomatik olarak cahil olursunuz. Cahil olabilmek için bir şey yapmanız gerekmez.
***
Dünyaya para kazanıp, mal toplamaya gelmemişim. Çalışarak dünyevi ihtiyaçlarımı karşılıyorum ki; onlar beni yaratılış gayem olan ibadetten, zikirden, fikirden, şükürden alıkoymasın.
***
Her şey bizim gördüğümüz gibi değildir. Mesela: Görünüşte güneş dünyanın etrafında dönmektedir, aslında ise dünya güneşin etrafında dönmektedir. Görünüşte Ay yıldızlardan büyüktür, aslında o yıldızlardan çok küçüktür.
***
Her şey senin bildiğin gibi değildir.
İZAH: Geçmişte hararetle savunduğun nice şeyin zaman içinde yanlış olduğunu anladığınız çok olmuştur. Demek o zaman senin bildiğin doğru değilmiş.
***
İnsanlar üç guruptur. Ehl-i dünya, Ehl-i ukba ve Ehlullah.
Ehl-i dünya: Bir işi yapacağı zaman dünyevi kâr ve zararını düşünür; helâli ve haramı düşünmez.
Ehl-i ukba ise: Bir işi yapacağı zaman uhrevi (ahirete ait) kâr ve zararını düşünür.
Ehlullah ise: Bir işi yapacağı zaman o işte Allah’ın rızasının olup olmadığını düşünür.
Kişilerin kıymetleri himmetleri nispetinde olduğundan bu üç gurup arasında da gayeleri nispetinde kıymet farkları vardır. Bu üç guruptan gayesi dünya olanların dünya ellerine geçse bile, hayatları elem içinde elemdir. “Hasiraddünya vel ahireh” sırrınca her iki dünyayı birden kaybederler.
Ahireti gaye edinenlerin ise, dünya ve ahiret birden ellerine geçer.
Sadece rıza-i ilahiyi esas maksat yapanların ise; dünya, ahiret ve yüce Allah’ın rızası birden ellerine geçer. Aklın tahayyülünden hariç nimetlere daha dünyada iken mazhar olurlar. Zaman ve mekan kaydından çıkarlar, kalp ve ruhun dairesinde, ezelden ebede uzanan nihayetsiz geniş bir alemde, nihayetsiz nimetler içinde, nihayetsiz şükürle, nihayetsiz tecelliyat-ı esma içinde yaşarlar. Dünya ve ahiret onların bu aleminde sadece iki menzildir.
***
Her şeyin ve her yolun kendine göre bir cazibesi vardır. Sen hangi yola gitmeye karar verirsen, o yolun cazibesi seni alır götürür. Onun için herkes gittiği yoldan memnundur ve o yola gitmeyi kendisi istemiştir.
***
Sabah namazından sonra yatılan gün ile yatılmayan gün; hem maddi olarak, hem de manevi olarak tamamen birbirinden farklıdır.
***
Küfür: nihayetsiz ilim, irade, hikmet ve kudretle yaratılan Cenab-ı Hakk’ın eserlerini akılsız, şuursuz, ilimsiz, kör, sağır tabiata vermek demektir. Puta tapmak bu mananın tecessüm etmiş şeklidir. Bunun için, küfrün olduğu her yerde ve her zamanda puta tapmak olagelmiştir. Ehl-i iman ise; her şeyi Cenab-ı Hakk’a verir. Namaz da bu mananın tecessüm etmiş şeklidir. Demek oluyor ki; mü’minler namaz kılar, kâfirler puta tapar.
***
Bir kişinin şahs-ı manevisi; hâl, söz ve fiillerinden meydana gelir.
***
İnsan için en büyük fani bile gaye olamaz. Ancak beka için vasıta olabilirler.
***
Ahiretteki ceza ve mükafatlara nazar çevrilmeden zor gelen emirler nasıl yapılacak, nefse hoş gelen haramlar nasıl terk edilecek?
***
Hırçın olan insanın kendi iç aleminde fırtınalar vardır.
***
İşinin ehli olmayan vakarlı olamaz.
***
Nimetlerden meşru dairede, ihtiyaç miktarı istifade edilirse tamamı lezzet olur. İhtiyaç miktarını aşarsa nefis hesabına olur. Bu durumda cüz-i bir lezzet kalır; o’da çok elemli olur.
***
Nefsin sıkıntıya girmesini istemezsen ruhun sıkıntıya girer. Ruhun rahatını istersen nefsin sıkıntıya girer. Ancak nefsin sıkıntısı ruhun sıkıntısına nispeten hiç hükmündedir. Hem nefsin rahatlığı az ve geçicidir. Ruha yüklediği elem ise devamlıdır.
***
Nefsin sıkıntısı geçici olup rahata inkılap eder. Nefsin rahatlığı da geçici olup eleme inkılap eder.
***
Her yerin kendine göre sekenesi vardır. Sen, kendin nerenin sekenesi olduğuna bak!
***
Küçük bir kâinat olan insanda ene, büyük bir insan olan kâinatta tabiat, kendi hesaplarına içinde bulundukları mülkü zapt etmek isterler. Sen ise; iman ve salih amel ile hem vücudunu hem de kâinatı Cenab-ı Hakk’a vermekle mükellefsin.
***
Ömrü hapiste geçen bir kişi, belki oraya alışır ve hapsin sıkıntılarından pek etkilenmez. Amma dışarıdaki geniş ve hür bir hayata alışan hapse dayanamaz. Girse bile hemen çıkmak için çareler arar ve onlara sarılır. Kurtulunca bir daha oraya girmemek için gayret eder. Aynen öyle de; nefsin isteklerini yerine getirmekle ömrünü geçirenler belki bundaki sıkıntılara alışmışlardır ve hayatı ‘hep öyledir’ sanırlar. Amma, kalp ve ruhun dairesini bilenler bazen nefsin eline düşseler bile buna dayanamazlar. Nefse binmeye alışık olan onu sırtında taşıyamaz. Kurtuluş yollarını ararlar, bulurlar ve gerekeni yaparlar ve bu onlara zor gelmez. Çünkü bu zahmet, nefsi taşımaktan gelen zahmetin yanında hiç kalır.
***
Yâ namaz kötülükleri, yada kötülükler namazı terk ettirir. İkisi beraber olursa, o namaz, namaz değildir.
***
Paraya olan muhabbet; para, insanı nefsin isteklerine ulaştırdığı içindir. Nefsin istekleri olmazsa paraya muhabbette olmaz. Evliyalarda olduğu gibi.
***
Etrafımızda bir çok maddi ve manevi tehlikeler vardır. Allah’a kulluk yapanların bu tehlikelerden haberleri bile olmaz. İsyan edenler ise bunları hissederler ve onlara dayanabilecekleri kadarı ulaşır.
***
Etrafımızda olan her şey kaderdendir ve Allah (c.c.)’ın takdiri iledir. İnsan onlarla imtihan olur. Velev ki bunlar başkalarının cüz-i ihtiyarisi ile olsun.
***
Bu devrin insanını müjde vererek itaate sevk etmek gerekir.
***
Bugün toplumun bozulmasındaki en büyük sebeplerden biri de yolsuz merhamettir. Yani, cezayı hak edene acıyıp ceza vermemek veya dinimizde belirtilen cezaları tatbik etmemek. Peygamberimiz s.a.v. “ Bir had cezasının tatbik edilmesi kırk sabah yağmur yağmasından hayırlıdır” buyurmuştur.
Ramuz el Ehadis
***
Sabah namazından sonra yatan, üç öğün yiyen yaşamıyor.
***
Allah’a kulluk yapana hayat ne kadar güzel; İsyan edene ise, ne kadar zor ve elemlidir.
***
Sen gayeni, hedefini iyi tesbit et. Seni gayene ve hedefine ulaştıracak vasıtalar bulunur. Bulunmasa da bu niyetin, seni varmış gibi yapar.
***
Her biri birer küçük cennet olan hurileri bırakıp, her biri birer küçük cehennem olan yalancı hurilere (Allah’ın [örtün] emrine baş kaldırıp, bütün güzelliklerini hiç çekinmeden erkeklerin önünde sergileyen fasıkelere) yönelmek ne kadar akılsızlıktır.
***
Bir şeyin başına geçmek, onu yapmaktan daha zordur.
***
Şu kâinata gelen insan; yâ.. iman edip salih amel işler, sultan olur; yâ da nefsine uyar, rezil, rüsvay olur.
***
Bu dünyada cennetin numuneleri olduğu gibi, cehennemin numuneleri de vardır.
***
Aramızda ehl-i cennet olduğu gibi, ehl-i cehennem de vardır.
***
İnsanları tanımak istersen, boş zamanlarında ne yaptıklarına bak.
***
İnsanlardan gelen ezaya ancak kâmil insanlar katlanabilir.
***
Kişi nefsine uyup Allah’a isyan ettiği zaman manevi bir hapse sokulur.
***
Ya namaz kılar, kurtulursun; ya da terk eder, sürünürsün!
***
İnsanların eserleri Cenab-ı Hakk’ın eserlerinin harikalığını gösteren ayinelerdir.
İZAH: Uçağa bak ta sineğin harikalığını gör, bilgisayara bak ta insan beyninin harikalığını gör, yapma çiçeklere bak ta hakiki çiçeklerin harikalığını gör ve hakeza.
***
Kelimeler manâların elbiseleridir.
İZAH: Demek istediğimiz şeyi ifade için kelimeler birer araçtır. Maksat o manâdır. Her dilde o manâ başka kelime ile ifade edilmektedir. İşte farklı dil bu demektir.
***
Haramları terk etmeyen bir kişi İslamiyet’i anlatamaz, manen buna gücü yetmez.
***
Bugün ekser insanlar paranın kölesi olmuşlardır. Eğer paran varsa, onlar dolayısıyla sana köle olurlar. Eğer paran yoksa, sen o aciz insanlara köle olursun.
***
İnsan ibadet için yaratıldığından; ibadetsiz bir insan, hiçtir.
***
Hâkimiyet; ancak ilim ve kudret ile mümkündür. İlim ve kudret olmadan hâkimiyet kurmak mümkün değildir.
***
Bildiğini öğret, bilmediğini öğren!
***
Çoğunluk paraya ve mala tapmaktadır. Onların taptıklarına iyi sahip ol ! Ki…
***
Gök yüzüne bakmak sünnettir. Gök yüzüne bakmadan kâinat sarayına çıkılamaz!
***
Kadının en büyük isteği, arzusu, ihtiyacı sevilmektir.
***
Kadın, kendisini seven bir erkek için her şeye razı olabilir.
***
Dünya kâinat içinde bir noktadır. İnsan ise kâinatı içine alabilecek bir kabiliyette yaratılmıştır. Dolayısıyla bütün kabiliyetleri ile dünyaya yönelen bir insan, kabiliyetlerine göre küçücük sayılan dünya içinde boğulur veya onda hapis olmuş olur.
***
Kadın için en önemli şey kocası tarafından sevilmektir.
***
‘Allah cc tarafından sevilmek ve O’nun razı olduğu bir kul olmak’ herhâlde ulaşılabilecek en son mertebedir.
***
İnsan kimin emir ve yasaklarına göre yaşarsa onun kulu olur. Mesela: sabah namazı vakti Allah cc ‘ namaz kılmak için kalk’ emreder. Nefis ise ‘yat’ der. Kimin emrini yaparsan ona kulluk etmiş olursun. Onun için kabre varınca, ilk olarak dünyada kime kulluk ettiğin sorulur. ‘Rabbin kim?’ denir.
***
Müsbet ilimler; kudret ile yaratılan şu kâinatı görmek ve anlamak için birer dürbündür.
İZAH: Astronomi, fizik, kimya, tıp ve biyoloji gibi ilimler; birer dürbün vazifesi görerek bizim, o alanlardaki Cenab-ı Hakk’ın eserlerindeki ve sanatlarındaki harikalığı görmemizi sağlar.
***
Kadının en büyük gıdası sevilmektir. Kadın hep kendisini sevecek bir erkek arar.
***
İnsan Cenab-ı Hakk’ın isimlerine üç şekilde ayine olurken, şuunat-ı ilahiyyeye yaşayarak ayine olur.
İZAH: Mesela: İnsan görmesi ile, bir numunesini taşımak noktasında ‘Basir’ ismine; acizliği ile, zıt olarak, O’nun ‘Kadir’ ismine; elindeki, kulağındaki nakışlar ile ‘Sani’ ismine ayinedarlık eder. Şuunatına ise: İnsan, yaptığı veya kendisine yapılan hareketler karşısında hissettiği; sevmek, kızmak, memnun olmak gibi duyguları ile Cenab-ı Hakk’ın şuunatına ayine olur ve bu şekilde Cenab-ı Hakk’ın şuunatını anlar. Mesela: Bir aile reisi veya bir idareci emirleri yerine getirilince ne hissediyor, karşı gelinince ne hissediyor, baksın ve Cenab-ı Hakk’ın kendisine itaat edenlere ve isyan edenlere karşı olan şuunatını anlasın.
***
Şaşılır o kimseye ki dünyada rahat etmek ister. O bilmez mi ki, Resulüllah (s.a.v.) “Dünyada rahat yoktur.” buyurmuştur.
***
Allah’a kulluğu terk eden düşüyor. Bütün serkeşlik ve serserilikler düştükten sonra başlıyor.
***
Bütün iyilik ve kemalât Allah (cc)’tan, bütün hata ve kusur bizdendir.
***
Ya Rabbi ! Marifetime kulluğumdaki noksanlığımı bağışla. İmam-ı Azam
***
Tedbir al, takdire razı ol !
***
Güleç yüz olgunluk alâmetidir.
***
Şu dünyada tuttuğun yol, eğer seni ebedi saadete götürecekse devam et. Yoksa o yol, yol değildir.
***
Kulluğun az bir zahmetine katlanmayan, başka çok zahmetlere katlanmaya mecbur olur.
***
Akıllı idareci insanları yapabilecekleri işlerde çalıştırır, yapamadıklarıyla ilgilenmez.
***
Dünyada ve ahirette perişan olmak istiyorsan; namazı terk et, ana-babana isyan et!
***
Dünya önünde mi, arkanda mı ? Bir çok insanın dünya önündedir; Onlar, dünyayı elde edebilmek için koşuştururlar. Bazıların da ahiret önlerindedir, dünya arkalarındadır; bu yüzden dünya, onlara yetişeceğim diye koşar.
***
Hayat, yaşadığın andır yada gün. Yani, geçmiş geçmiştir, gelecek ise garanti değildir. Sen bugüne bak!
***
İnsanları en çok sıkıntıya sokan şeylerden birisi de kalbindeki şeytana ait sözleri (vesveseleri) kendisinin veya kendi kalbinin sözleri sanmasıdır. Senin, istemediğin halde kalbinden gelen kötü sözler, şeytana aittir ve sen, onlardan mesul değilsin.
***
Bu devirde zararı dokunmayan komşu iyi komşudur.
***
İnsan menfaat anında belli olur.
***
Düşmanını yenmenin yolu; ona iyilik etmektir.
***
Bütün çalışma, çabalama ve koşuşturmalarımızdaki gaye para kazanmaktır. Demek ki para çok önemlidir. Madem öyledir, onu önemsiz şeylere harcama. Kısaca, dinimizin bir emri olan iktisada riayet et.
***
İnsan o kadar nazik bir varlıktır ki, en küçük bir şey, hattâ en küçük bir söz bile onun dünyasını karartmaya yeter.
***
Daha cennete varmadım, cehennemden kurtulmadım.
***
Lafla müslümanlık kolay, fiilen müslümanlık zordur.
***
İnsan biraz gariban olmalı. Zira garibanlık insanı istiğnadan gelen vahşetten kurtarıyor.
İZAH: İnsan başkalara muhtaç olduğu ve onlardan iyilik gördüğü zaman onların kıymetlerini daha iyi anlar ve sonra da onlara gereken değeri vererek ona göre davranır. Diğer insanlara muhtaç olmayanlar ise onların kıymetlerini bilemezler ve dolayısıyla onlara karşı gereken güzel davranışları da gösteremezler, neticede de bir nevi vahşileşirler.
***
Dünya manen çok büyük, dalgalı ve derin bir denizdir. Çok insanlar onda boğulmuşlar ve halâ da boğulmaya devam etmektedirler.
***
Namaz boş adamı meşgul eder, meşgul adamı dinlendirir.
***
Gerçi istenmez amma, sıkıntı şu dünyada ne güzel şeydir. Hiç öyle olmasaydı en çok sıkıntıyı peygamberimiz (s.a.v.)’mi çekerdi? Kamil insanlar sıkıntıları kesilince “Acaba ne hata ettik” diye endişe etmişlerdir.
***
Ahiret endişesi taşımayan, kendi hata ve kusurları ile meşgul olmayan; dünyanın maddi ve manevi sıkıntılarından kurtulamaz.
***
Hayat bilmemek üzerine yürüyor. Evet, herkes herkesin ne yaptığını bilseydi kimse kimsenin yüzüne bakamazdı.
Ayrıca, mesela;Aldığın bina çürük olup sana mezar olacağını bilsen alır mısın? Ortağın sana ihanet ettiğini bilsen nasıl olur?Koca hanımının kendisini aldattığını bilse ne yapar?Ameliyatta masadan kalkmayan bir yakınının doktor hatasından öldüğünü bilsen ne yaparsın? Ve hakeza…İşte herkes her şeyin aslını bilmediğinden hayat böyle devam eder gider. Güzel olan bu hâldir, ancak yarın ahirette gerçekler bir bir ortaya çıkar ve hesap ta bu gerçek vaziyete göre olur.
***
İnsan, lâtifelerinin inbisatı için nefsinin heva ve hevesinin peşinden koşmayı terk etmesi şarttır.
***
İnsanın alabildiği maddi ve manevi zevklerin tamamının anahtarları Allah (cc)’ın elindedir. Bunun için O’nun müsaade ettiği kadar zevk alınabilir. Elem de aynıdır. Bu yüzden herkesin aldığı zevk ve elem ayrı ayrıdır ve Cenab-ı Hakk’ın dilediği ve müsaade ettiği kadardır.
***
Bu dünyada görünüşte ehl-i isyan, hakikatte ise ehl-i taat keyf ediyor.
***
Allah (c.c.) kendisine itaat edeni hiç mahrum eder mi? Ve O, kendisine isyan edeni hiç rahat bırakır mı ?
***
Bu kâinatı ve bu dünyayı Allah (cc) idare eder. Öyleyse O’nun idaresine karışma! Ancak, O’nun izni ve rızası dairesinde tasarruf edebilirsin. Onu da İslamiyetten öğren!
***
İsteklerin ve zevklerin merkezi nefistir. Bana verilen cihazlarla bu istek ve zevkleri alırken Cenab-ı Hakk’ın ne kadar kıymettar nimetleri ve ne kadar antika san’atları olduğunu anlıyorum. Bana kalan bu anlama nimeti, yani marifetullahtır. Ben, bir bakıma bunun için bu dünyaya gelmişim. İşim bitince bu cihazları burada bırakıp gideceğim. Şoförün arabasından inip gitmesi gibi. Cihazlarımı kullanmakla elde ettiğim marifetullah ise ebedi aleme benimle beraber gelecektir.
***
Sen öyle adam ol ki; değil gıybet etmek, yanında gıybet te edilemesin.
***
Sen öyle adam ol ki ; değil haram işlemek, yanında haram da işlenemesin.
***
Bu dünyada en kârlı olanlar, Allah’a ibadet edenlerdir.
***
Cenab-ı Hakk’ın her işi mükemmeldir ve övgüye layıktır. O’nun işini öveni O çok sever. O’nun işini beğenmeyen ve kötüleyene ise şiddetle gadap eder.
***
Kadın nefis gibidir. Onun her istediğini yaparsan; hem o zarar eder hem de sen. Öyleyse, onun isteklerinden uygun olanı yap, uygun olmayanı yapma !
***
Bu toplum fertleri arasında muhabbet yok denecek kadar azdır. Öyleyse muhabbete vesile olacak işler yapmalıdır.
***
Başkasından en küçük bir menfaat bekleyen adam ona hakkı söyleyemez.
***
Cenab-ı Hak insanı o kadar çok seviyor ve ona öyle değer veriyor ki; yaşarken ona bütün mahlukat ve mevcudatı hizmet ettirdikten sonra, ahirete intikâl edeceği zaman onu yalnız bırakmıyor. Sıradan bir melekte değil, dört büyük melekten birini ona gönderiyor. Ahiret alemlerine onun refakatinde teşrif ettiriyor.
***
Gönülsüz yapılan işten hayır gelmez!
***
Sen eşek olduktan sonra sana binen çok olur.
***
Aklı dinleme, vahyi dinle !
İZAH: Bir şey yapacağın zaman vahye müracaat et. O meselede akıl ayrı vahiy ayrı giderse vahyi dinle. Vahye zıt giden akıl mutlaka insanı felakete sürükler. Aklını vahyi anlamak için kullan. “Dinimin aslı akıl, esası muhabbettir” hadis-i şerifini de unutma!
***
Hastalık bu hayatın gerçeğidir ve veren de Cenab-ı Hak’tır. O dileseydi hastalıklar olmazdı. Bu hayatta hastalıkların o kadar çok hikmetleri vardır ki, saymakla bitmez.
***
Herhangi bir nimete el uzatırken- küçük olsun büyük olsun- Allah’ı hatırla, yani besmele çek. Çünkü o nimet, O’nun hazinesinden gelmiştir. Küçük olsun büyük olsun, herhangi bir nimete el uzatırken Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’i hatırla. Çünkü o nimet O’nun hatırına verilmiştir.
***
Genelde her insan hayatının başlarında çok sıkıntı çeker. Bu, onun ileride omuzuna yükleneceği hayat yüküne tahammül etmesini sağlar.
***
Her işin başında bir zorluk vardır. Bu öyle hikmetlidir ki, herkesin o işi yapmasına mani olur. Ve o işi yapanları muhafaza eder. Ancak hakikaten o işi yapacak olanlar, azimli olanlar o zorlukları aşıp o işi yapabilirler.
***
Hakimiyetin tezahürü tasarruf iledir. Hakimiyet tasarruf ile bilinir.Bunun için Cenab-ı Hakk’ın bu kâinatta tasarruf etmediği bir tek zerre bile yoktur. Bu, hâkimiyetin bir şe’nidir.(gereğidir)
***
Geçimi senin üzerinde olanları sakın kendine yük sanma! Belki sen, onlar sayesinde rızıklanıyorsundur.
***
Ey insan ! Allah’ın emrini dinle! Yoksa başın belâdan kurtulmayacaktır.
***
Bu dünyada her şey fanidir. Allah için ve Allah yolunda olanlar hariç.
***
Karını ve kızını açıp saçıp asla sokağa atma! Eğer bunu yaparsan iflah olmazsın.
***
Birisine hitap etmek, onunla konuşmak ona büyük bir iltifattır. İşte, Cenab-ı Hakk’ın insana hitap etmesi, onunla konuşması insana akıl almayacak kadar büyük bir iltifattır.
***
Bir şeyde ısrar etme ! Herhangi bir şeyin olmasını istiyorsun, ancak bir çok maniler çıkıyor; sakın onda ısrar etme!
***
İzzetle yaşamak istiyorsan nefsine “dur” de !
***
Fakirler, içinde bulundukları toplum için bir nimet, bir rahmettirler. Onlar, lambadaki eksi kutup gibidirler. Eğer lambada eksi kutup olmasaydı lamba yanmaz ve biz aydınlanamazdık. Fakirler olmasaydı zekat, sadaka ve diğer iyilikler yapılamaz ve bunları yapmakla meydana gelen toplumdaki güzellikler kalmazdı. Ahirete ait pek çok sevap ta kazanılamazdı. Kısaca bu dünyada fakirler ve zenginlerin bulunması gerekir. Ancak zenginler de vazifelerini yapmaları şartı ile. Yoksa hayat fakirler için çekilmez hale gelir ve yarın ahirette zenginler bunun hesabını veremezler.
***
Bir ülkenin en büyük zenginliği ‘akıl’dır ve insanların kafasında bulunur. Bu zenginlik, yer altı ve yer üstü zenginliklerden daha kıymetlidir. Bugün dünyada sözü geçen ülkelerin, bunu aklın ürünü olan teknoloji ile elde ettikleri unutulmamalıdır. Bunun için beyin göçü, bir ülke için en büyük tehlikedir ve hazinelerinin çalınıp götürülmesinden daha büyük bir kayıptır. Hazineler götürülse herkes harekete geçip mani olmaya çalışır. Halbuki, yetişmiş insanlarımız, akıllı insanlarımız göz göre göre gitmekte, hatta gitmeye teşvik bile edilmektedirler. Onları götüren ülkeler ne kadar akıllı, onları kaptıranlar ve elleri ile teslim edenler ise ne kadar akılsızdırlar.
***
Ne olur ! İbadetin az bir zahmetine katlan! Yoksa, çok zahmetler seni bekliyor!
***
Bu dünyada kolay iş yoktur. Bir tek kolay iş vardır; o’da severek yaptığın iştir.
***
Bir insan bir şeyi söylemek istemiyorsa, ısrar etme !
***
Başkaların sana nasıl davrandığı önemli değildir. Önemli olan, senin onlara nasıl davrandığındır.
***
Azgınlaşan ve sahibini peşinden sürükleyen nefisler Ramazan-ı Şerifte sakinleştirilerek tekrar sahiplerine teslim edilirler.
***
Hastalıklar Allah (cc)’ın elindedir. Dilediğini, dilediğine, dilediği zaman verir. Şifa da O’nun elindedir. Dilediğine, dilediği zaman verir.
***
Hayat bir sahnedir. Her gelen kendi rolünü oynamaktadır. Kimin ne zaman ve nerede sahneye çıkacağına, kimin ne zaman ve nerede sahneden ineceğine bu hayatın sahibi karar verir.
***
Kişinin giyinme şekli onun hangi ilaha kulluk ettiğini gösterir. Sen kendine bak. Allah’ın emrettiği gibi mi yoksa, canın (nefsin) nasıl isterse öyle mi giyiniyorsun?
***
İnsan kul olacak şekilde yaratılmıştır; yâ sadece Allah’a kul olacak, ya da başka her şeye.
***
Canlı olsun cansız olsun, bir şeyin kıymeti vazifesini yapmasına bağlıdır. O, vazifeyi yapmaya hazırlanırken, ileride vazifesini yapacağı için; vazifesini bitirdikten sonrada vazifesini yaptığı için kıymetlidir. İnsan da kıymetli olmak için yaratılış gayesine uygun olarak vazifesini yapmak zorundadır. Aksi takdirde bir hiç olur.
***
Her ne halde olursa olsun, sakın hiç kimseyi ayıplama ve hor görme !
***
Şu dünyada Allah’a itaat etmek gibi akıllılık, isyan etmek gibi akılsızlık olamaz!
***
Zaman ahirzamandır. Gemisini kurtaran kaptandır. Sen kendini ve ehlini kurtarmaya çalış.
***
Bu ahirzaman fitnesinde kadın baş rolü oynamaktadır.
***
Dünyanın ve ahiretin iyiliklerini elde etmek, şerlerinden emin olmak istersen; hata, kusur ve günahlarını gör, bunlar yüzünden ahirette başına gelmesi muhtemel azapları düşün ve netice olarak haramları terk et ve emir dairesinde yaşamaya çalış!
***
Her ne iş yaparsa yapsın, insan ruhunun başarılı olmaya çok ihtiyacı vardır. Başarılı insan bir gül gibi açarken, başarısız insan da bir gül gibi solmaktadır.
***
Her insanın değeri hedefine ve gayesine göre değişir. “Ben” diyen, menfaatinden başka bir şey düşünmeyen ve nefsinin zevk ve arzularını yerine getirmek için çalışan bir insan zerre gibi küçülürken, gayesi bu kainat sahibinin rızasını kazanmak olan ve buna göre hareket eden bir insan da güneş gibi yükseklenir, kıymetlenir ve değerlenir.
***
İmam-ı Gazali, Şeyh Abdülkadir-i Geylâni, Mevlâna Hz’leri, İmam-ı Rabbani Hz’leri, Mevlâna Halid-i Bağdadi Hz’leri, Şeyh Bahaaddin-i Nakşibend Hz’leri, bu asırda eserleri bütün dünya dillerine çevrilen Bediüzzaman Hz’leri gib; milyonlarca insanı irşat eden, asırlarının en büyük alimleri, en büyük müçtehid ve mürşitleri, dört hak mezhepten birine tabi oldukları halde; daha Kur-an’ı Kerimi yüzünden okuyup anlamaktan aciz insanların bir hak mezhebe tabi olmayı red etmeleri ne kadar akılsızlık ve cahilliktir!
***
İzzetle Allah’ın emirlerini yapmazsan, zilletle insanların emirleri altında ezilirsin.
***
Sıhhat ve afiyet kişinin gafletine, dünyaya sarılmasına, dünyayı sevmesine ve ölmeyecekmiş gibi yaşamasına sebep olur. Hastalık, belâ ve musibetler ise; uyanmasına, mutlaka başına gelecek olan ölümü düşünmesine ve ebedi hayat için çalışmasına sebep olur. Bu yüzden hastalıklar, belâ ve musibetler bu dünyada büyük birer nimettirler.
***
İnsanlara hedef göstermeli ve toplum o hedefe doğru sevk edilmelidir. Toplumun bunu yapacak doğru liderlere ihtiyacı vardır. Aksi takdirde o toplum ve o toplumu meydana getiren fertler bozulur gider.
***
İman kuvvetlendikçe cesaret artar, iman zayıfladıkça korkaklık artar.
***
Çocuğu asıl büyüten sevgidir. Vücudun gıdaya, ruhun sevgiye ihtiyacı vardır.
***
Kadın fıtraten erkeği mutlu edecek şekilde yaratılmıştır. Ancak bu, islamî bir ortam ve kadının islamî bir terbiye almış olmasına bağlıdır. Yoksa kadın, erkeğe dünyayı zindan eder.
***
Kısa bir yolculuğa çıkarken bile ne kadar hazırlık yapıyoruz. Acaba, neden ebedi yolculuk için hazırlanmıyoruz veya böyle bir yolculuk yokmuş gibi yaşamayı tercih ediyoruz? Hayret!
***
Ne işi yaparsan yap, ama güzel yap. Bu dünyada önemsiz iş olmadığı gibi, herkesin de senin işini güzel yapmana ihtiyacı vardır.
***
Neyin doğru neyin yanlış olduğu Kur’an ile anlaşılabilir. Bugünkü fikir karışıklığının asıl sebebi Kur’an’ın ölçü olarak alınmamasıdır.
***
Riski göze almayan başarılı olamaz.
***
Eğer sen, komşundan bir şey istemiyorsan ve o da senden bir şey istemiyorsa komşuluğunuz bitmiş demektir.
***
Dünyaya niçin geldiğini ve ne için yaşadığını bilmiyorsan, ne yaparsan yap boşuna yaşıyorsun demektir. Eğer bir de yanlış biliyorsan o daha da kötüdür.
***
Başkalara yük olma! Eğer onlar sana yük olurlarsa, katlan.
***
Maddi ve manevi terakkilerin tamamı Allah (c.c.)’ın izni ve ilhamı iledir.
***
Dünyevi binde bir tehlike ihtimalini nazara alıp ebedi hayata ait yüzde doksan dokuz tehlike ihtimalini nazara almamak ne kadar akılsızlıktır!
***
İnsanlar görünüşte ne kadar birbirlerine benziyorlar. Hakikatte ise ne kadar birbirlerinden farklıdırlar. Zerre ile güneş gibi.
***
Başkasına yaptığın iyiliği unut, kötülüğü unutma ! Başkasının sana yaptığı kötülüğü unut, iyiliği unutma!
***
Kendi hata ve kusurlarınla uğraş, başkaların hata ve kusurları ile uğraşma!
***
Bu dünyada maddi ve manevi o kadar tuzaklar vardır ki; Ehl-i dünyanın bu tuzaklardan kurtulmaları imkansızdır. Bu dünyadan salimen Ehlullah ve Ehl-i ahiret geçebilir. Hâttâ, onların bu tuzaklardan haberleri bile olmaz.
***
Hırslı insanın gözü hep daha fazlasındadır. Bu yüzden elindekilerin kıymetini bilip şükür de edemez ve onların keyfini de süremez. Genel olarak istedikleri de eline geçmediğinden hayatını hep şikâyet ederek geçirir.
***
İnsanın övünecek hiç bir şeyi olmadığı gibi, hata ve kusurlarına da nihayet yoktur.
***
Bir yere dinimizin müsaade etmediği tarzda kadın girerse, orası bozulmayacak diye aklına gelmesin.
***
Bir yerde açık kadın ve içki varsa o yol şeytan yoludur.
***
Evleneceğin kadının nasıl bir yuva kuracağını öğrenmek istersen, çıktığı aileye bak.
***
İnsan içinde yaşadığı çevreden etkilenir. Bunun için haramların yaygın olarak işlendiği yerlerde durma!
***
Dünya imtihan dünyasıdır. Çevremizde olan her hadise bir imtihan veya bu imtihanın bir parçasıdır. Bütün olaylarda dinimize göre hareket edersen kazanırsın, kafana göre hareket edersen kaybedersin.
***
Ümid; insanı maddi ve manevi cihazları ile beraber harekete geçirir. Bunun için ümidleri olan insanlar sıhhatli, neş’eli ve güçlü olurlar. Ye’s (ümidsizlik) ise insanı maddi ve manevi cihazları ile beraber durdurur, söndürür ve dumura uğratır. Bunun için insan hayatında ümidsizliğe yer yoktur. Bediüzzaman hazretleri “insanları canlandıran ümid, öldüren ye’s’dir” buyurmuşlardır.Yıllarca sıhhatli bir şekilde çalışan kişilerin emekli olduktan sonra sıhhatlerini kaybetmelerinin, maddi ve manevi sıkıntılara düçar olmalarının bir sebebi de budur.
***
“Ben gerçekten ebedi hayata hazırlanıyor muyum?” diye arada bir kendine sor.
***
Geçici, fani dünya için ne kadar çalışıyorsun, ebedi ahiret için ne kadar çalışıyorsun ?
***
Hamsi de balıktır, balina da. Amma aralarında ne kadar fark var. Er de askerdir, general de. Amma birbirlerinden ne kadar da uzaktırlar. Kâinatı arkasına alıp huzuru ilahiye çıkıp bütün mahlukat ve mevcudatın ibadetlerini dergahı ilahiyyeye arz ederek halifeyi arz olduğunu gösteren, Rububiyyet-i külliyye-i ilahiyyeye karşı ubudiyet-i külliye-i insaniye ile mukabele eden ve bu kainatın bir meyvesi olan insan da bir insandır, attığı bir bomba ile binlerce insanı katleden bir canavar da insandır. Her ikisi de insandır; amma ikisi arasında ne kadar fark vardır. Bunun için “ben de insanım” diyenlere karşı sen yine de dikkatli ol! Çünkü bu dünyada her çeşit insan vardır.
***
Dünya herkes için aynı dünya değil ki; kimisine cennet köşkü, kimisine de zindan.
***
Başımıza gelen veya çevremizde olan olaylar hakikat alemini anlayabilmemiz için küçük birer ölçüdür. Mesela: Sen görmeden iş yapamıyorsun. Demek bu kâinatta bu kadar harika işleri ve eserleri yapan zat ta görüyor ve görerek bu işleri yapıyor. Mesela: Sen bir işi bilerek ve bir güç kullanarak yapıyorsun. Demek bu kâinatı ve bu işleri yapan zat ta bilerek ve kudret ile bu işleri yapıyor ve hakeza…
***
Bu alemi bize ders veren peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’dir. O’nu dinlemeyen bu alemden bir şey anlamadan göçer gider.
***
Bizim için esas olan içinde bulunduğumuz yerde ve şartlarda İslam’ı yaşamak ve gereğine göre hareket ederek onu tebliğ etmektir.
***
Görmek yetmez, bilmek gerek. Hızır (a.s.)’ı yolda görsen selam bile vermezsin. Fakat O’nun Hızır (a.s.) olduğunu bilsen ne yapacağını şaşırırsın. Demek görmek yetmiyor, aynı zamanda bilmek te gerekiyor.
***
Bazı bulutlar geçerken bol rahmet bırakır öyle geçerler. Bu rahmetten yer yüzünde renk renk çiçekler açar, meyveler meydana gelir. Aynen öyle de; aylar içinde Ramazan ayı gelip geçerken öyle rahmet bırakır ki, o ayda mü’minlerin günahları temizlenir, mevcut güzel kabiliyetleri inkişaf eder, kötü duyguları frenlenir ve ebedi hayat için bol bol sevap kazanırlar. Alem-i İslam onunla değişir, başka bir alem olur.
***
Bir yerde daima duygularına hitap ediliyorsa, orada durma! Zira orada istikametli karar verip doğru hareket edemezsin ve sen, eninde sonunda gerçek hayatla yüz yüze gelirsin.
***
Ufak işlerin peşine düşme, küçülürsün.
***
Allah’ın mülküne ve idaresine karışma ! Mekke’de ve Medine’de hiç karışma !
***
Hata, kusur ve günahlar insanın terakkisinin zembereğidir. İnsanın hata ve kusuru sonsuz olduğu için terakkisine de nihayet yoktur.
***
Geçici olan dünya ile ne kadar meşgulsün, ebedi olan ahiretle ne kadar meşgulsün ?
***
Ben bir hiçim. Ben de ve bütün kâinatta bulunan güzellik ve kemalâtların hepsi Allah’a aittir. Kâinatta bulunan bütün çirkinlik ve kusurlar tabiata; ben de bulunan bütün hata, kusur ve günahlar, nefsime aittir.
***
Esas olan hedefe ulaşmak değil, ulaşmak için yaşanılan süreç ve o süreç içerisinde söylenen sözler, sergilenen tavırlar ve yapılan hareketlerdir. Bunun için, bir çok yanlış işler ve zulümler de olması gerekir ki, kimin nasıl bir insan olduğu ortaya çıksın ve bunlar ebedi hayat ve hesap için muhafaza edilsin. Eğer her şey tıkır tıkır yürüse, dünya hayatından istenen neticeler elde edilemezdi.
***
Akrabalık ilişkilerinin kopmasının sebebi Allah’ın kanunlarının tatbik edilmemesi, bahusus mirasın dinimize göre paylaştırılmamasıdır. Akrabalık bağlarını, daha doğrusu toplumu birbirine bağlayan ve oto kontrolü sağlayan bağları; İslamiyeti, devlet ve toplum hayatından çıkaranlar koparmıştır. Onların, toplumdaki bugünkü olumsuz tablodan şikayet etmeye hakları olmadığı gibi, toplumu bu hale getirmenin hesabını da vereceklerdir.
***
Durgun su kokuşur, akan su kokuşmaz. Hareketsiz bir toplum da içten içe bozulmaya başlar. İslamiyet ise, topluma öyle bir hareket verir ki, kokuşmasına fırsat olmaz.
***
İslam ülkesinin kılıcı elinde olur. İslam aleminin birliği ve İslam kardeşliğin tesisi cihad ile mümkündür. Cihadın terk edilmesi kıyamet alametlerindendir ve bugün Alem-i İslam’ın zillete düşmesinin de sebebidir.
***
Allah (c.c.) “kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın” buyuruyor. Maalesef bizler kendi elimizle kendimizi tehlikeye attık; zira maddi cihadı terk ettik. Düştük dünyanın peşine. Alem-i İslam’ın bugünkü zilletinin bir sebebi de budur.
***
Sakın! İnsanların dış görünüşlerine bakıp aldanma ! Bakabilirsen şahs-ı manevilerine bak ve ona göre davran! Yoksa yanlış edersin.
***
Surete değil, sirete bak!
İZAH: Sadece görünüşe bakma; kişinin yaptığı hareketlere, söz ve davranışlarına, ahlakına bak ve ona göre davran.
***
Nazarını afaktan nefsine çevir!
İZAH:Çevrenle meşgul olayım derken kendini unutma! Çünkü, ölüm seni unutmaz ve sen, bütün yaptıklarından ve söylediklerinden hesaba çekilirsin. Bu gerçeği bil ve ona göre hareket et!
***
Senin üzerinde sonsuz nimetler vardır. Ne kadarının farkındasın ?
***
Bir şey olmuşsa, artık olmuştur ve öyle olacağı kaderde de yazılıdır. ‘Şöyle olsaydı, böyle olsaydı’ diye söylenip durma! Onu meydana getiren sebeplere de fazla yüklenme. Olacakla öleceğe çare yoktur. Sen, o durumda dinimiz nasıl diyorsa ona göre hareket et!
***
Sahabeler; Peygamberimiz (s.a.v.) onların başlarına geçmesiyle peygamberlerden sonraki en yüksek makama yükseldiler. Eğer öyle olmasaydı fetret dönemi adamı olacaklardı. Bunda büyük bir sır var!..
***
Küçükler büyüklere hürmet eder, saygı gösterirlerse hem kendileri, hem de saygı gösterilenler değer kazanır. Eğer küçükler büyükleri saymaz, onlara gereken hürmeti göstermezlerse hepsi birden değerlerini kaybederler. Dolayısıyla onların meydana getirdiği toplumun da değeri olmaz.
***
Kâinatın yaratılış sırrı ve insanın yaratılış hikmeti Kâbe’de, bahusus Hac’ta ve Ramazan ayında fiilen tezahür etmektedir. Bu şekilde İslam, bütün dünyaya fiilen tebliğ edilmektedir.
***
Çocukların çok sevimli yaratılmalarının bir hikmeti de onların sevilmeye çok ihtiyaçlarının olmasıdır. Onları sevgi büyütür. Kadınlar içinde aynı şey geçerlidir.
***
Dua; ibadetin ve kulluğun son mertebesidir.
***
Müslüman ülkelerde, Müslüman çocuklarına yabancı dil olarak Arapça öğretilmelidir. Diğer diller ise ihtiyaç miktarı özel olarak öğretilmelidir.
***
Allah (c.c.) ile aran iyiyse senin için ne gam ne keder. Eğer iyi değilse… Çünkü güldüren de ağlatan da O’dur.
***
Herkes güya para kazanmak için çalışıyor. Aslında herkes bir hizmeti deruhte ediyor.
***
Her şeyi düzelteceğim diye boşuna uğraşma! O işler öyle olacaktır, çekilecek çile vardır.
***
Mekke ve Medine’de nefisler bağlanır ve ruhlar kemalâta sevk edilir.
***
Bir yerde veya bir toplumda sana maddenden dolayı (para, makam, güzellik, mal, kuvvet gibi) değer veriliyorsa orada veya o toplumun içinde durma!
***
Sabır, sıkıntı çekmekle elde edilir. Hayat şartlarının zor olduğu yerlerin insanları sabırlı olur.
***
Mekke’de çevrenizden size hep iyilik geliyor. Bu da sizdeki güzel duyguları harekete geçiriyor. İnsandaki kötü hasletler ise uykuya dalıyor.
***
Allah (c.c.) benden razı olmadıktan sonra bütün dünya benim olsa ne kıymeti var? O, benden razı olduktan sonra her şey ve her yer güzeldir ve ben de mutluyumdur.
***
Ben, Allah’a kulluk etmekle aklın dahi hayâl edemeyeceği nimetlere kavuştum. Ey müslümanım deyip te isyandan başka bir şey bilmeyenler ! Söyleyin, siz isyan etmekle ne kazandınız ?
***
Mekke’de madde, insana hizmet ediyor; Türkiye’de insan, maddeye hizmet ediyor.
***
Özellikle hac zamanı Kâbe ve arafattaki mü’minler Ümmet-i Muhammed’in küçük bir nûmunesini oluştururlar.
***
Bir kanuna uygun hareket etmek o kanunu koyana itaat etmek anlamına gelir. Bütün ilimlerin şehadetiyle zerrelerden kürelere kadar her şey kâinattaki şeriat-ı fıtriye denilen kanunlara göre hareket ederek, o kanunların sahibine itaat ettiklerini göstermektedirler. Öyleyse, ey insan ! Bütün kâinatın kendisine itaat ettiği zatın karşısında isyan ederek başını kaldırma ! Sen de O’na itaat et!
***
Birisine yapmadığı bir şeyi ‘yaptı’ demek, ona büyük bir iftiradır. Allah (c.c.)’ın yarattığı kâinata ‘tabiat’ namını verip sonra da bu mahlukatı ‘tabiat yarattı’ demek; kâinata karşı büyük bir iftiradır ve kâinat bu iftirayı atanlara karşı hiddete gelmektedir. Ve yarın ahirette bu iftirayı atanlardan davacı olacaktır. Bu iftirayı atanların o gün vay haline!
***
Bu insan, bir müddet önce yoktan var edildiğini, bir müddet sonrada yok olacağını gözüyle gördüğü halde nasıl oluyor da hiçbir şey yokmuş gibi davranabiliyor, hayret!
***
Ey kâfirler ! Sizler ne yaparsanız yapın, İslamiyet kıyamete kadar devam edecek ve müslümanlar da var olmaya devam edeceklerdir. Çünkü, bu dinin de, bu Müslümanların da sahibi; bu kâinatın sahibi olan Allah (c.c.)’tır.
***
Diller ayrı ayrı olsa da, söyledikleri hep aynıdır. Yani; aynı şeyi değişik kelimelerle ifade ederler. Mesela; ‘Türkçe’de çiçek’ ingilizcede ‘flower’dır. Başka dillerde başka kelimelerdir. Ayrı kelimelerle aynı şeyi kasdederler. İşte, farklı dil demek; aynı şeyi farklı kelimelerle ifade etmek demektir.
***
Büyüklere hürmet edilebilmesi için onların da büyüklüğün gereğini yapmaları gerekir.
***
Bu dünyanın yükünü zenginler çeker.
***
Müslümanın ölüsü bile rahmettir. Cenaze namazını kılan herkese birer kırat (Uhud dağı kadar) sevap kazandırır. Eğer defin etmeye de giderse iki kırat.
***
Müslümanın ölüsüne verilen değere bak ki; yıl oniki ay, yirmi dört saat, -farz namazlar hariç- hiç durmadan devam eden, Kâbe’nin etrafında ki tavaf; müslümanın cenaze namazı için duruyor.
***
İslamiyet ne kadar çok yaşanırsa güzelliği de o kadar ortaya çıkıyor, görülüyor ve anlaşılıyor
***
Rabbin ile aranı düzelt ve düzgün olarak devam etmesine dikkat et. Zira senin dünya ve ahiret saadetin buna bağlıdır.
***
Bir şeyde Allah (c.c.)‘ın kesin hükmü varsa, o konuda fikir yürütmek bir müslümanda olmaz.
***
Namazsız bir islamî hayat, namazsız bir müslüman, namazsız bir müslüman aile, namazsız bir İslam toplumu düşünülemez.
***
Zor şartlar insanların kaynaşmasına sebep olur.
***
Sen, Mekke’ye ve Medine’ye git ve gel. Oralarda kimselere karışma! Oralar çok özel yerlerdir ve hizmet edenleri de öyledir.
***
Mescid-ül Harameyn’de askerden polis ve hizmetlisine kadar herkesin hacılara son derece kibar, nazik ve anlayışlı davranmaları her türlü takdire şayandır.
***
Mescid-ül Harameyn olması gerektiği gibidir, karışma! Oralara nice kalbi kırık, en küçük bir şeyden alınacak sevgili kullar gitmektedir. Allah (c.c.) oralara uygun hizmet edecekleri, oralarda istihdam etmektedir.
***
Açık kadınlar ve teknolojiye karşı dayanamadık. Onlarla bizi yıktılar.
***
Çocuk, etrafında hep iyilik ve güzel hareketler görmeli ki, ondaki güzel duygular uyansın ve gelişsin. Böylece büyüyünce iyi düşünen ve iyi şeyler yapan birisi olur. Eğer, hep kötülük ve kötü muameleler görürse, sevgisiz büyürse kötü duyguları gelişir, toplum için zararlı ve problemli bir insan olur.
***
Ülkemizde İslam’ın ve Müslümanların önünü kesmek için uğraşanların soyunu-sopunu araştıracak bir kurum oluşturulmalıdır. Çünkü bu ülkede ismi bizden olan nice Rum, Ermeni, Yahudi ve dönmeler vardır ve dış bağlantıları ile ülkemizde de son derece etkilidirler.
***
İslamiyet, insanın maddi ve manevi bütün ihtiyaçlarını meşru dairede tatmin etmiştir. İslamiyetten uzak olan ehl-i dalâlet ise sinema, tiyatro, müzik ve benzeri şeylerle insanları tatmin etmeye çalışmaktadırlar. Netice ortadadır. Hangi tarafın insanı mutlu ve huzurlu?
***
Onlar - peygamberimiz s.a.v. ve ashabı ile beraber bu güne kadar İslam’a hizmet edenlerin hepsi- mallarını ve canlarını ortaya koyarak İslamiyet davasında vazifelerini yaptılar ve gittiler. Ve o davayı emanet olarak sana bıraktılar. Onları yükselten bu davaya olan hizmetleridir. Şimdi sıra sende. Sen bu davanın ve emanetin ne kadar farkındasın ?
***
İnsan fıtratında iyi ve kötü duygular vardır. İslamiyet iyi duyguları inkişaf ettirir, kötü duyguları ise frenler. Küfür ise tam tersi; iyi duyguları frenler ve kötü duyguları harekete geçirir. Bizim toplumumuzda kötülüklerin gittikçe artmasının sebebi insanların ve toplumun İslamiyetten uzaklaştırılmasıdır.
***
Hacca gidecekler peşinen bir çok sıkıntıyla karşılaşacaklarını bilmelidirler.
***
Müslümanların İslam davası şuurundan uzaklaşmaları için ne gerekiyorsa yapılmış ve yapılmaktadır. Arada bir şuurlu olan çıkarsa, o kişi hapishanelerde, mahkemelerde süründürülerek etkisiz hale getirilir. Ayrıca, hakkında bir sürü iftira kampanyaları açılarak müslümanların O’nu dinlemesine mani olunur. Onlar, şuursuz müslüman ne kadar çok olursa olsun, endişe etmezler. Zira, onlar da bilirler ki; şuursuz müslümandan bir şey çıkmaz. Bunun için onlar, namaz kılan, oruç tutan, hacca gidenlerden pek rahatsız olmazlar. Amma “Kur’an, hayatın her safhasında tatbik edilmelidir” diyenlerden şiddetle rahatsız olurlar. İşte, irtica diye yapılan bütün hücumlar Kur’an’ın, bütün hükümleriyle hayata tatbik edilmesini önlemek içindir. Dünyadaki herhangi bir ülkenin dahi bu hükümleri tatbik etmesine tahammülleri yoktur. İşte kâfirlik budur.
***
İslamiyet hayatın her alanını ihata etmiştir. Şurada uygulansın, burada uygulanmasın gibi bir fikir islamî olamaz.
***
İman ve farz ibadetlerden sonra en lazım olan maddi cihaddır. Alem-i İslam cihadsız düşünülemez. Maddi cihadın terk edilmesi kıyamet alâmetlerinden olup, zillete düşmeye de sebeptir.
***
Bir iyilik, başka iyiliklerin meydana gelmesine sebep olur. Keza, bir kötülükte başka kötülüklerin meydana gelmesine sebep olur. Öyleyse yapılacak iş; iyilikleri artırmak ve kötülüklere iyilikle mukabele ederek, kötülüklerin önünü kesmektir.
***
Güzel ahlaklı olabilmek için sabırlı olmak şarttır. Kötü ahlak sabırsızlıkla beraberdir.
***
İman; insanın iç ve dış dünyasını bir nevi cennete çevirir. Küfür ve isyan ise; insanın iç ve dış dünyasını bir nevi cehenneme çevirir. Bunun içindir ki; iman edip salih amel işleyenler daima hayatlarından memnun; iman etmeyen ve salih amel işlemeyenler ise daima hayatlarından şikayetçidirler.
***
Bizim peygamberimiz Hz.Muhammed s.a.v.’ dir. Kim ki O’nun ümmeti olarak ahirete intikal ederse mutlaka kurtulur. Ümmetçiliği suç sayanların kulakları çınlasın.
***
Allah c.c. sevdiği kulu kendisi ile meşgul eder, dünya ile değil.
***
Bu dünyada kiminle isen, kimleri sevip benimsiyorsan ahirette de onlarla olursun. Bunun için şimdiden kimlerle beraber olduğuna, kimleri sevip benimsediğine dikkat et!
***
Hepsi O’nun verdiği, O’nun vermediği ne var ki !
***
Bir şeyi yapmaya azmedersen büyük ihtimâl başarırsın. Tereddüt ve kararsızlık daha baştan başarısızlığı kabul etmek demektir.
***
Cenab-ı Hakk’ın seni ne kadar sevdiğini anlamak istersen O’nu ne kadar andığına bak. Allah’ın bir kişiye kendisini anmayı nasip etmemesi o kişiye ceza olarak yeter. Kulun farzları bile yapamaması onun ne kadar Allah’tan uzak olduğunu gösterir.
***
Allah’ın kula kendisini anmayı nasip etmemesi en büyük cezadır. Hele farzları da yapamıyorsa; otursun kara kara düşünsün.
***
Allah’ı anmak ne büyük şeydir!(ayet meali) Herkese nasip olur mu?
***
Allah sana kendisini anmayı nasip etmişse daha ne istiyorsun?
***
Allah’ı anmak sana ne kadar nasip oluyor?
***
Bilerek haramlara, günahlara girme! Amma bilerek onları terk et!
***
Her şeyimizde istikametli olabilmemiz için nazarımızın ahirette olması şarttır. Yani sen, seni cennete götürecek şeyleri yapar, cehenneme götürecek şeyleri de terk edersen mesele bitmiştir.
***
Sakın nazarını Cenab-ı Hak’tan ve O’nun rızasından ayırma! Mahlukata çevirme!
***
Mümkünse şahısları hiç ağzına alma ve kendi şahsını da öne çıkarma!
***
Hata, kusur ve günahlarına iyi sahip çık ve onlara iyi yapış. Zira sen, şeytan gibi böbürlenmekten ve kendini beğenmekten onlar sayesinde kurtulabilirsin.
***
Yüz defa hacca gitsen, yine de kendine güvenme! Zira garanti yoktur. Ne kadar günah işlemiş olursan ol, ümit kesme! Zira tevbe kapısı açıktır. Ancak, şunu da bil ki; itaat yolu cennete, isyan yolu cehenneme götürür.
***
Bu dünyada iyi ki ölüm var. Eğer ölüm olmasaydı, bu dünya böyle güzel olmazdı.
***
Kadın eşittir çocuk. Eğer onu çocuk gibi avutursan, hem rahat edersin hem de mutlu olursun. Onu sevdiğini de arada bir hissettirmek şartı ile.
***
Toplumdaki manen ölü olanlar ile diri olanları anlamak istersen sabah namazı vaktinde bak. Allah (c.c.)’ın ‘kalk’ emriyle kalkan ve farz olan namazı kılanlar diri, yatanlar ise ölüdürler.
***
Sen, büyüklüğün gereğini yaparsan, saygı görürsün; küçüklüğün gereğini yaparsan, şefkat ve yardım görürsün.
***
Başkasının parası kolay harcanır.
***
Bugün ne yapacaksan yap! İleride şunu yapacağım, bunu yapacağım diye kendini avutma! Unutma ki, bugün de bir zamanlar gelecek idi.
***
Allah’a itaat eden hür, nefsine itaat eden esir olur.
***
İnsanın içi gülecek ki, dışı da gülsün.
***
Suret, görünüş önemli amma siret (ahlak) çok daha fazla önemlidir. Onun için sen, suretten çok sirete bak!
***
Kork Allah’tan, kurtul başkaların korkusundan.
***
Lider veya dava adamı; içinde bulunduğu şartlara teslim olmayan, aksine o şartları değiştirebilen insandır. Atasözü
***
Sen, herkesin seviyesine ve içinde bulunduğu duruma göre konuşup muamele edebilirsen, gerçekten ‘olgun bir adamsın’ demektir.
***
Hayat dostlarla güzeldir. Öyleyse, dostlarının kıymetini bil.
***
Irk var, ırkçılık yoktur. Yarın ahirette hangi ırktan olduğunun hiçbir önemi olmayacaktır. Cehenneme ilk gidecek guruplardan biri de ırkçılık yapanlar olacaktır.
***
Kavuşmak zevkini alabilmek için ayrılık elemini çekmek gerek.
***
Her meselede yapılacak ilk iş, doğru teşhis koymaktır. Teşhis doğru konduktan sonra, gerisi gelir.
***
Bu dünya tek başına bir adama verilse yine de onu tatmin etmez. Nerde kaldı ki, milyarlarca insanı tatmin etsin.
***
Görünüşe aldanma!. Gerçek başka olabilir.
***
Bir kişinin neyi sevdiğini anlamak istersen neden bahsettiğine bak.
***
Her gördüğünü insan sanma. Onların içinde çok canavarlar vardır.
***
Akıllı adamın dünyada keyf etmesi mümkün değildir.
***
Erkek adam ağlar. Peygamberimiz s.a.v’in ağladığını ve “Benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız” dediğini hiç duymadınız mı?
***
Gıybet, bir toplumu çökertir.
***
İdareci ne kadar mükemmel ise problem de o kadar az olur. Son derece mükemmel olan Allah’ın idaresinde ise problem olmadığından idare eden yok sanılır.
***
Açık kadın ve içki, şeytan yolunun iki olmazsa olmazıdır.
***
Kötülüklere müdahale ederek önlemeye çalışın. Yoksa, eninde sonunda o kötülükler sizi de bulacaktır.
***
Ne kadar ileriyi düşünerek hareket ediyorsan o kadar akıllı bir adamsın demektir. Eğer, yarını bile düşünmeden günü birlik yaşıyorsan hayvandan farkın yoktur.
***
Elbette haramları işlerken bir zevk alıyorsun. Amma unutma ki o balın içinde zehir vardır.
***
Liderlik; en küçük bir adamı bile en iyi şekilde değerlendirebilme san’atıdır.
***
İdareci başarılı olabilmek için ceza ve mükafatı yerinde ve zamanında kullanmayı bilmelidir. Ceza ve mükafatı yerinde ve zamanında kullanamayan idareciler başarısız olurlar!
***
Mühim olan uzun yaşamak değil, YAŞAMAK’tır.
***
Yaptığın işin zorluklarına bakarak kendini üzme! Onun geçici olduğunu düşünürsen rahat edersin.
***
Anne çocuğuna vurdukça çocuk yine annesine sarılır. Çünkü onun için en şefkatli sine yine orasıdır. Biz büyükler de Allah’tan belâ ve musibet geldikçe yine O’na yönelmeli ve koşmalıyız. Bizim de O’ndan başka gidecek yerimiz yoktur. Belâ ve musibetler bizi, daha çok Allah’a yönlendirmelidir.
***
Her istediğiniz olursa mutsuz olursun. Yapılan istatistiklere göre en çok intihar edenler en zengin ülkelerin insanları olup, her istediklerini elde eden insanlardır.
***
Mutlu olmak istiyorsan etrafındakiler ile ilgilen, onlara iyilik et. Buna hayvanlar, hatta cansızlar bile dahildir.
***
Başarısız idarecinin başarısızlığının bir sebebi de yerinde ve zamanında ceza vermeyi bilmediğinden yada ceza vermeye gücü yetmediğindendir.
***
Haberler dünyaya ve ahirete ait olmak üzere ikiye ayrılır. Sadece dünyaya ait haberlere merak edip dinlemek, ahirete ait haberlere ise hiç ilgi göstermemek akıllı bir insanın yapacağı iş değildir.
***
Doğruyu konuşmak için iki kişi gerekir: Doğru söyleyen ve doğru anlayan.
Atasözü
***
Herkesin sana dost olmasını istersen, nefsine düşman ol.
***
Dünyanın sıkıntıları, belâ ve musibetleri yüzümüzü dünyaya dönmemize mani olur. Daha çok gideceğimiz alem için çalışmamızı sağlar. Dünyada belâ ve musibetlerin çok olmasının bir hikmeti de budur.
***
Herkesin imtihanı kendisine göredir. Önceki zamanlarda kolaymış, şimdi zor; veya başkaların imtihanı kolay, benimki zor zannetme! İmtihanı yapan hep aynıdır ve O işini mükemmel yapar.
***
Eğer bu dünyada ayrılık olmasaydı bir şey anlaşılmazdı. Ayrılıkların büyük hikmetleri vardır.
***
Allah’ı bulan her şeyi bulmuştur. O’nu kaybeden ise her şeyi kaybetmiştir.
***
İnsan doğru bildiğini savunur, amma o bildiği her zaman doğru olmayabilir!.. Yıllar önce hararetle savunduğu fikirlerin zaman içinde yanlışlığını anlayan çok insan olmuştur. Belki herkesin hayatında az-çok böyle şeyler vardır. Öyleyse, bugün savunduklarına da dikkat et!
***
Hakkın olmayan bir şeyi sakın alma! Fazlası ile götürür.
***
Nefis ve kadın; eğer onları eğitebilir ve sahip olabilirsen onlardan çok istifade edersin. Yok, eğer onların etkisine girersen dünyada ve ahirette perişan olursun.
***
Sıkıntılar kâmil insanların gıdasıdır. Onlar sıkıntıları kesilirse benzini bitmiş araba gibi yolda kalırlar. Geçmişte sıkıntıları kesilen bazı kâmil insanların: “Acaba ne hata ettik” diye endişe etmelerinin sebebi budur. İnsanlar ise onların neden sıkıntı çekmeyi istediklerini anlayamazlar. Öyle yâ… Bütün arzusu dünyada rahat etmek olan bir insan, sıkıntı çekmek isteyenin halini nasıl anlasın?
***
Erkeğin üç büyük düşmanı vardır. Cennette bunlar Adem as’ın etrafında toplandılar ve O’nun yasak olan meyveyi yemesine ve cennetten çıkarılmasına sebep oldular.
***
Bağırıp çağıranlar işi beceremeyenlerdir. Üstelik bağırıp çağırarak suçu başkalara yıkmaya çalışırlar. Halbuki, işin ehli olanlar rahat tavırlarıyla, hattâ güleç yüzleri ile dikkat çekerler.
***
Kişinin manevi hayatında; Tevhid gıda, Marifetullah meyve gibidir.
***
Allah’a kulluk yapmak, nefse kulluk yapmaktan daha kolaydır.
***
Kişi fıtraten kendini sevdirmek ister. İstikametli olanlar, Allah’ın sevdiği hareketleri yaparak kendilerini Allah’a sevdirmeye uğraşırlar. Yolunu şaşıranlar ise, insanların hoşuna gidecek hareketleri yaparak kendilerini insanlara sevdirmeye çalışırlar. Birisi ihlas, diğeri riyadır.
***
Cahilden kork! Çünkü o, bir şeyi veya bir kişiyi övdüğü zaman göklere çıkarır, yerdiği zaman da yerin dibine geçirir.
***
Sahip olduğunuz güzel şeyleri anlatmayın; elinizden gitmesine sebep olur.
***
Eğer sizin davanız varsa; siz, herkesi ve her şeyi davanız için kullanırsınız. Eğer davanız yoksa; o zaman herkes, sizi davası için kullanır.
***
Erkek sadece kendi nefsiyle değil, aynı zamanda karısının ve büyüyünceye kadar da çocuklarının nefsiyle uğraşmak zorundadır.
***
Yeri geldiğinde hayatını feda edemeyenlerin yaşamaya da hakları yoktur. Bu yüzden, ölmeyi bilmeyenler yaşamayı da bilmezler.
***
İslamiyet’ten uzak olan insanlıktan da uzaktır.
***
En büyük bid’a’lardan biri de; devletin, Allah’ın emir ve yasaklarına göre değil de, beşeri kanunlara göre yönetilmesidir.
***
Dış görünüşe bakarak hareket edersen hata edersin. Bu hatayı ilk yapan şeytan olmuştur; Adem as’ın dış görünüşüne bakarak aldanmış ve kendisini üstün görmüştü.
***
Etrafınızdakileri kabiliyetlerine göre, uygun işlerde çalıştırınız. O zaman, hem onlar mutlu olurlar, hem de siz başarılı olursunuz. Bu durumda sizin değeriniz de artar.
***
Allah’a kulluğa yönelirsen; belâ ve musibetler, hattâ, hata ve kusurların bile birer nimet olur; nefis ve şeytana yönelirsen, elinde bulunan nimetler bile başına belâ olur.
***
Bu dünyada insanın başına mutlaka belâ ve musibetler gelir. Bu yüzden, insanın bir elinde mutlaka sabır olmalıdır.
***
İnsanın Rabbine şöyle bir “Ya Rabbi..” demesi hayâl bile edilemeyecek kadar büyük bir nimettir.“Babacığım” diyerek babaya koşmanın nasıl bir nimet olduğunu ancak babası olmayan çocuklar bilir.
***
Bu kâinat bütünü ile güzeldir. Çünkü, severek yaratılmıştır. Yani, Cenab-ı Hak muhabbeti ile alemi yaratmıştır. Bediüzzaman Hz.leri “Muhabbet, şu kâinatın bir sebeb-i vücududur” buyurmuştur.
***
Nankör bir kimseyi memnun etmek mümkün değildir. Çünkü o, illa bir eksiklik bulup şikâyet edecektir.
***
Sen, sana iyilik yapanı seversin, kötülük yapana da kızarsın. Bu, senin elinde değildir.
***
Yapılan iyilik yapan için çok küçük ve basit olabilir. Birisine yol göstermek veya aç birisini doyurmak gibi. Ancak o iyilik, yapılan kişi için çok önemlidir.
***
Allah cc vermeden zengin olmak, alim olmak, makam sahibi olmak veya herhangi bir şeyde başarılı olmak mümkün değildir. Öyleyse, bu gibi nimetlere sahip olanlar yiğitliği kendilerinde bilmesinler, belki o nimetler için şükretsinler.
***
Basın bir ülkenin dilidir. İnsanın konuşmasından ilmi, duygu ve düşünceleri ve seviyesi anlaşıldığı gibi; bir ülkenin ve insanlarının seviyesi de basına bakarak anlaşılabilir.
***
Kendiniz ve çevrenizdeki olumlu ve güzel şeyleri görürseniz huzurlu ve mutlu olursunuz. Bu olumlu haliniz çevrenizdekilere de sirayet eder. Olumsuz ve kötü şeyleri görürseniz huzursuz ve mutsuz olursunuz. Ve bu olumsuz haliniz de çevrenizdekileri etkiler.
***
Allah cc muvaffak etmeden hiçbir kimse hiçbir şeyi başaramaz. Buna hayır ve şer her şey dahildir. Ayrıca bu, herkes ve her şey için de geçerlidir. Bunun için, bazı konularda çok başarılı olanlara bakıp ta o başarıyı tamamen onlara verme!
***
Alemde gördüğünüz hakikatleri Kur’an’da; Kur’an’da gördüğünüz hakikatleri de alemde görebilirsiniz. İkisi arasında herhangi bir zıtlık yoktur. Aslında ikisi birbirlerini tasdik etmektedirler. Çünkü, ikisi de aynı zatın eseridir.
***
İnsan, kula kul olmaktan asla kurtulamaz! Allah’a kul olmadıkça!
***
Yaşamak… Amma, ne için?
***
Dünyanın zenginleri olduğu gibi ahiretin zenginleri de vardır. Dünyada makam sahipleri olduğu gibi ahirette de makam sahipleri vardır. Dünyada zenginler makam sahiplerine yetişemedikleri gibi, ahiret zenginleri de ahiretteki makam sahiplerine yetişemezler. Zenginlik güzeldir amma, makam sahibi olmak daha güzeldir. Sahabeye makamlarından dolayı, kim ne kadar ibadet ederse etsin, yetişemiyor. Az bir ameli olan şehide makamından dolayı çok ameli olan yetişemiyor. Öyleyse sen, rıza-i ilahi için amel et. Rıza makamını kazanmaya çalış. Rıza çok amelle değil, halis amelle kazanılır. Bunun için amelleri O’nu razı etmek için yapmak gerekir. Allah’ın razı olacağı amellerin ise cafcafı ve gösterişi yoktur. Bunun için halis olanlardan başkası o amellere yönelemez. Halbuki, asıl olan o amellerin ihlasla yapılmasıdır ve belki de o amele verilen sevap o ameli, o vazifeyi yaptırmak içindir.
***
Nasıl olsa Allah affeder diye haramlara girmek ve hiç pişman olmamak tam bir ahmaklıktır.
***
Nasıl araba duramayınca kaza yaparsa, insan da bir olay karşısında sabır edemezse elinden kaza çıkar.
***
Sabır araçlardaki fren gibidir. Araçta mutlaka fren olması gerektiği gibi, insanda da mutlaka sabır olmalıdır.
***
Sabırsız adam frensiz araba gibidir. Nerede ve ne zaman elinden kaza çıkacağı belli olmaz!
***
İyilik yapan sanki kendine iyilik yapmıştır, ve kötülük yapan da, sanki kendine kötülük yapmıştır.
***
Bütün kâinat, mahlukat ve mevcudat Cenab-ı Hakk’ın bir nevi aynasıdır. Bunu anlayan Ehl-i Velayet neye bakmışlarsa hep O’nu görmüşler ve “Lâ meşhuda, illa Hû” demişlerdir.
***
Allah’a kulluk yapıp ta pişman olan, nefis ve şeytana kulluk yapıp ta pişman olmayan yoktur.
***
Ne olursa olsun güzel olması için ölçülü olması şarttır. (yemeğin tuzu gibi) Bu alemde her şey ölçülü olduğu için güzeldir. Ölçü, bu alemi ihata etmiştir. Bizim de güzel bir insan olabilmemiz için her hareketimizin ölçülü olması şarttır. Ölçülü hareketler ancak sünnet-i seniyye ye uyan hareketlerdir.
***
Bu dünyada illâ sabır ve idare, başka yol görünmüyor!
***
Ey İnsan! Neyine güveniyorsun da bu kâinat sahibinin emirlerine aldırmıyor, şiddetli tehditlerine rağmen yasak ettiği şeyleri işliyorsun!
***
Bir işe başlarken besmele çek. Başlarken besmele çekemeyeceğin işi yapma! (kadeh kaldırmak gibi)
***
Misafir olduğun yerde hane sahibine itaat et! Bir konuda fikrini sorarsa söylersin.
***
Cenab-ı Hakk'ın varlığı o kadar zahirdir ki, adeta ondan başka hiçbir şey yoktur. Bunu anlayan Ehl-i Velayet “Lâ mevcuda illa Hu” (O'ndan başka hiç bir şey yoktur) demişlerdir. Gene, varlığı da o kadar aşikardır ki, adeta O’ndan başka görünen hiçbir şey yoktur. Bunu anlayan Ehl-i Kemal’de “Lâ meşhude illa Hu” (O'ndan başka görünen bir şey yoktur)demişlerdir. Gene, varlığı o kadar gizlidir ki sanki yoktur. Bu yüzden kâfirler de O’nun için “Yoktur” demişlerdir.
***
Ben, vücudumla fazla ilgilenmiyorum. O, benim bineğim ve bana geçici olarak ve emaneten verilmiştir. Nihayetinde de toprak olup gidecektir. Ben, onu kullanarak dünyevi ve uhrevi işlerimi görüyorum. Elbette, ondan güzel bir şekilde istifade edebilmek için de bakımını ihmâl etmiyorum.
***
Kişi sürekli olarak Şeytan'a yıkılıyorsa suç Şeytan'ın değildir. O vazifesini yapmaktadır. Sen, eğer ona yıkılırsan hemen tevbe ederek ayağa kalkmaya bak!
***
İnsan ve toplum hayatına müdahale etmeyen din, din değildir. Dini insan ve toplum hayatına müdahale ettirmeyenlerde o dine mensup değildir.
***
Ölüm varsa din de olacaktır. Zira kabir ve ötesi için söz sadece dinin ve o dini getiren peygamberlerindir.
***
Herkesle beraber dalıp gitmek demek, sonu olmayan bir hüsrana düşmek demektir.
***
Kişi başkaların başına gelenlerden ders ve ibret almazsa kendisi başkalara ders ve ibret olur.
***
İçinde yaşadığın topluma yapacağın en güzel katkılardan biri de, her ne işi yapıyorsan yap, işini güzel yapmandır.
***
Herkesi kendimiz gibi sanmamız ve ona göre davranmamız en çok yaptığımız hatalardandır.
***
Herkes rahat etmeyi ister, hatta bu gün insanların gayesi bu olmuştur. Ancak bu yanlıştır. Asıl insan ahirette rahat etmeyi istemeli ve bunun için çalışmalıdır.
***
Rabbin yolunda neyi feda etsen azdır. Unutma! Neyi feda edersen onu bulacaksın.
***
Allah'ım! Sen varsın... İşte en büyük gerçek bu.
***
Hep kendini düşünme, bir de kendini karşındakinin yerine koy.
***
Düğün ve cenazende bulunmayanları tereddüt etmeden dostlar listesinden silebilirsin.
***
Sırf zevk için fazla yemeyin. Vücudunuzun ihtiyacı olan gıdayı yerken aldığınız lezzet size yeter.
***
Allah cc kapısına geleni boş çevirmekten yücedir.
***
Nefsine taraftar olursan herkes sana düşman olur, nefsine düşman olursan herkes sana dost olur.
***
İnsan olarak bu dünyaya geldim diye sevin amma, bu dünyadan giderken, yapacağın hareketlerden dolayı hayvandan aşağı olarak gitmekten kork!
***
Bu dünyaya insan olarak geldin, insan olarak gitmeye çalış!
***
Sorun tespit edilmeden çözüm üretilemez.
***
İnsan maceracıdır, hareket ister. her şey tıkır tıkır yürürse rahatsız olur.
***
Yetmez mi....
Bu kâinatın sahibi olan zata kul olmak şerefi bana yetmez mi?
En sevdiği kuluna ümmet olmak şerefi bana yetmez mi?
En son ve en mükemmel din olan İslam'a mensup olmak şerefi bana yetmez mi?
Şan ve şerefi Yahudi ve Hıristiyanların yanında arayan münafıklara nar-ı cehennem yetmez mi?
***
Sonsuz dillerim olsaydı...
Sonsuz dillerim olsaydı; onlarla senin varlığını ve birliğini ilan etseydim, Allah'ım!
Sonsuz dillerim olsaydı; onlarla senin sonsuz kemalâtını "sübhanallah" diyerek ilan etseydim, Allah'ım!
Sonsuz dillerim olsaydı; onlarla sonsuz nimetlerin için sana şükür edip "elhamdülillah" deseydim, Allah'ım!
Sonsuz dillerim olsaydı; onlarla sonsuz azametini ilan edip "allahuekber" deseydim, Allah'ım!
Sonsuz dillerim olsaydı; onlarla sonsuz hata, kusur ve günahlarım için senden af dileyip "estağfirullah" deseydim, Allah'ım!
***
Selahattin Altıntaş
selahattin.altintas@hotmail.com
Cep: 0 542 642 40 45
Cep: 0 532 773 63 24
İş: 0 332 350 74 70
BU KİTABIMIZI KONYA KİTAP DÜNYASINDAN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ
www.kitapdunyası.com.tr
TEL: 353 48 11-12
BİZİ DE ARAYABİLİRSİNİZ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
